Mezopotamya ve kale manzaralı terasımız bulunmaktadır

Tecrübeli personel ile hizmet vermekte olup öncelikli görevimiz müşteri memnuniyeti ve temizliktir

Mardin Bey Konağı Hotel’e Hoşgeldiniz.

Otelimiz eski Mardin’de bulunmaktadir. 15 odalı olup bir cephesi Mardin kalesine bir cephesi Mezopotamya ovasına bakmaktadır.

10 double yataklı oda 2 aile odası 3 single odamızla 

oda +kahvaltı olarak hizmet vermekteyiz. 

Taş Konakta Konaklayın

ODALARIMIZ

Mardin’e özel isimleri olan odalarımız siz değerli konuklarımızın rahatı düşünülerek tasarlanmıştır.

Hizmetler

food-delivery

Tarihi Taş Restoran

Özel menümüzle tarihi taş restoranı

Mezopotamya Manzaralı Teras

Bir tarafı Mardin kalesine bir tarafı mezopotamya manzaralı teras

Tarihi Mekanlara Yakın

Eski Mardin’de tüm tarihi mekanlara yürüme mesafesi

001-check-in-desk

Tecrübeli Personel

Maecenas imperdiet ante eget hendrerit posuere. Nunc urna libero.

MARDİN’İN TARİHİ


Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. M.Ö.4500’den başlayarak klasik anlamda yerleşim gören Mardin, Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu , Osmanlı dönemine ilişkin bir çok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.

Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bir şehirdir.

 

 
Mardin
13°C
Salı
51%
1019
9.252 km/h

Mardin İsminin Kaynağı

Mardin adı hakkında pek çeşitli söylenceler vardır; J.A.Dupre’ve J.Von Hammer, Marde kelimesinin savaşçı bir kavim olan Mardelerle ilgili olduğunu, Martdelerin İran hükümdarlarından Arşedir (226-241) tarafından burada yerleştirildiklerini anlatır. Şehir ve kavim isimleri arasında benzerlik, Mazıdağı yöresinde oturan Yezidilerin Şeytana tapmaları, eski bir İran ananesinin devamı olarak şerre kötülüğe ibadet eden Marde’lerin yerleştirildiklerinin delilidir. C.Ritter her ne kadara bu ifadeyi naklederse de bu ifadeye şüpheli bakar.
Çoğu Kaynaklarda: Mardin’in gerçek adı “Merdin” diye geçer. Zira halkın çoğu da bugün böyle demektedir. Bu ad “kaleler” anlamına gelir. Şehre bu adın verilmesinin nedeni de yakınında bir çok kalenin bulunmasıdır. Mardin kalesi olan, Kuşlar Yuvası, Kartal Kalesi veya Kartal Yuvası, Eskikale köyünde bulunan Kal’at ül Mara Kalesi Deyrulzafaran manastırının kuzey doğusunda Arur Kalesi ve Erdemeşt Kalesi bu adın verilmesine etken olmuştur.

VII. Yüzyılda İmparator Maoricius(1582-602) devri tarihini yazan Theophilaktos Simokattes’da ve Tarihçi Procopius, aynı devir Coğrafyacısı Georgius Cyprius da; Ermenice kaynaklarda Merdin, Süryanice kaynaklarda Merdo, Merdi, Marda ve Mardin okunuşlarında rastlanıldığı, Süryani imla farklarının bu kelimenin belirli, belirsiz ve çoğul şekillerindeki ayrılıklarından doğduğu ifade edilmektedir.
Tarihte Mardin için bir çok isim kullanılmıştır. Bunlar: Erdobe, Tidu, Merdin, Merdö, Merdi, Merda, Merde, Kartal yuvası, Kuşlar Yuvası, Mardin…dir.

Uygarlıklar Şehri Mardin’in Tarihteki Rolü

Mardin’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyorsa da, kuruluşu eski yakın doğu tarihine göre Subariler zamanına kadar dayanmaktadır.
MÖ.4500 de Kuzey Mezopotamya’da Zagros Dağlarına kadar, batıda Habur ve Balih’e kadar uzanan bölgede Subariler adında kabileler yaşamakta idi. Subariler Mardin’e 80 km. uzaklığındaki Ceylanpınar ve Rasulayn’in hemen güneyinde Tel Halef denen siteyi kendilerine merkez yapıp tarihte ilk ülkeyi kurdukları biliniyor. Subariler, tarihçiler tarafından ön Asuriler olarak bilinmekte olup, ülkelerine Subarto denilmekteydi.
Alman Arkeologu Baron Max Von Oppenheim’in 1911-1929 yılları arasında yaptığı kazılardan elde edilen sonuçlara göre: Subarilerin Mezopotamya’da(MÖ.4500-3500) yaşadıklarını bu tespite sebep olarak da Sümer ve Babil katla­rı arasında bulduğu kiremitleri göstermiştir. Gırnavaz Höyüğünde 1982 yılında başlayıp 1991 yılına kadar sürdürülen Arkeolojik kazı ve araştırmalar sonucunda Gırnavaz’ın MÖ.4000 den MÖ.7.yüzyıla kadar sürekli olarak yerleşme alanı olduğu anlaşılmaktadır. MÖ.4000 sonlarına tarihlenen Geç Uruk Devri, Gırnavaz kalıntılarının en alt kültür tabakasını oluşturmaktadır. Bu kültür tabakasının üzerinde yer alan Er Hanedanlar Devri MÖ.3000 yıllarına rastlar. 

Devri mimari tabakaları daha çok ölü gömme adetleri açısından araştırılmış ve değerlendirilmiştir. Tespit edilen mezarlara göre ölüler bu devirde eski Mezopotamya geleneklerine göre uygun olarak açılan çukurlara dizler karınlarına çekik olarak yatırılmakta daha sonra yakılan hafif ateşle manevi temizlik sağlanarak dünyevi ilişkiler kesilmektedir. Ayrıca mezar içinde şahsi eşya olarak metal silahlar, metal süs eşyaları, yarı kıymetli taşlardan ve hayvan kemiklerinden yapılan süs eşyaları ve mühürler, kült ve seramik kap örnekleri çok sayıda tespit edilmiştir. Fırat Vadisinin doğusunda oturan bir kavim Sınar’ın güneydoğusunu istila edip, Ur şehrini kendilerine başkent yapmışlardır. Hükmettikleri bölgeye de Sümer denilmiştir. Sümer Kralı MÖ.2850 yılındaki Lugarzer-kiz Akdeniz’e kadar uzandığı seferinde Mardin’i hükmü altına almıştır 

REZERVASYON